Yazılara Dön

4 dk okuma · 9 Ekim 2025

Dopamin, Disiplin ve Küçük Değişiklikler

Dopamin, Disiplin ve Küçük Değişiklikler

Bir süredir hayatımda bazı şeyleri rayına oturtmak ve kendi içimdeki kaosla başa çıkmak için yoğun bir mesai harcıyorum. Kendi eksikliklerimi yüzüme vuracak, beni psikolojik olarak daha sağlam bir yapıya hazırlayacak profesyonel bir destek (psikolog) bile almaya başladım. İnsanın kendisine dışarıdan bir gözle bakabilmesi gerçekten sarsıcı ama bir o kadar da iyileştirici bir süreç.

Bu süreçte kendi zihnimin nasıl çalıştığına dair aldığım bazı notları buraya bırakıyorum.

Kendi Kendine Konuşmanın Gücü

Eskiden “kendini telkin etmek” bana kişisel gelişim zırvalığı gibi gelirdi. Ama başarılı insanların ortak özelliğinin, zihinlerini kendi kelimeleriyle programlamak olduğunu fark ettim. Artık başarısız olacağımı düşündüğüm o karanlık anlarda zihnimdeki sese yenilmek yerine kendimle sesli konuşuyorum. Zor olsa bile üstesinden geleceğimi, bir yolunu bulacağımı kendi kendime tekrar ettiğimde, sürece başlamadan bile o eylemi ateşlemiş oluyorum.

Zihindeki Düğümü Kağıda Dökmek

Sürekli düşünen, aynı anda birkaç farklı projeye kafa yoran bir zihnim var. Bu durum bir noktadan sonra her şeyin karmakarışık olmasına yol açıyor. Çözümü yazmakta buldum. Bir sorunu çözerken onu sadece kağıda yazmak, gözünün önünde somut bir metin olarak görmek bile inanın o karmaşayı anında netleştiriyor.

Kendime “Kum Torbası” Gibi Davranmayı Bırakmak

Kendimde fark ettiğim en kötü özellik, hep başarısızlıklarımı hatırlayıp kendime adeta bir kum torbası gibi davranmaktı. Beni en çok geriye çeken şeyin bu olduğunu anladım. Artık herkesin hikayesinin farklı olduğunu kabul ediyor, kendimi başkalarıyla kıyaslamayı bırakıp iyi taraflarımı da tebrik etmeye çalışıyorum.

Günümüzde başarı sadece zengin olmak gibi pazarlansa da, bence en büyük başarı kişinin kendi iç huzurunu yakalayabilmesidir. Zengin olup mutluluk illüzyonu yaratan, ama içten içe mutsuz olan o kadar çok insan var ki…

Hızlı Tüketim ve Yavaşlama İhtiyacı

Çağımızın en büyük sorunu hızlı tüketim ve odak problemi. Artık hiçbirimizde bir ağaç dikip onun büyümesini sabırla bekleyecek mecal kalmadı, her şeyin sonucunu anında görmek istiyoruz. Gün içinde durup anı yakalayabilmek, yavaşlamak ve bunun kısa bir yaşam yolculuğu olduğunu kendime hatırlatıp derin bir nefes almak bana çok iyi gelmeye başladı.

Zihnimin Oynadığı Oyunlar: Bilişsel Çarpıtmalar

Psikolojik olarak iyileşme sürecimdeki en kritik adım, kendi düşüncelerimi gözlemlemeyi öğrenmem oldu. Örneğin; yolda yürürken bir arkadaşım bana selam vermeden geçtiğinde, zihnim anında “Seni sevmiyor, seni ciddiye almıyor” demeye başlıyordu. İşte tam o anda durup, bu sesin sadece bir varsayım olduğunu kendime söyleyebilmek büyük bir güçmüş. Eğer o an kendimi durdurmazsam, bilinçaltım o arkadaşıma karşı yeni bir cephe açıyor ve içten içe ona bilenmeye başlıyordum. Bu sis perdesini dağıtmayı öğreniyorum.

Zihni Kaliteli Suyla Beslemek

Zihnin sürekli su verilmesi gereken bir çiçek gibi olduğunu anladım. Zamanında okuduğum bir kitap veya izlediğim bir dizi, o dönemki hayatıma nasıl yön verdiyse, bugün tükettiğim içerikler de yarınımı şekillendiriyor. Kendimi ne kadar kaliteli bilgiyle doldurursam, o dönemde o kadar kaliteli bir vizyona sahip olduğumu görüyorum.

Arabesk Kurban Rolünden Çıkmak

Bozuk bir yiyecek nasıl mideyi bozuyorsa, arabesk bir tavır da insanın ruhunu bozuyor. Bir dönem kendime acımanın, “her şeyi salmak lazım” demenin konforuna sığındığımı fark ettim. Kurban rolüne girip “Daha iyi şartlarım olsa farklı olurdu” demek, yerimde saymam için harika bir bahaneydi. Oysa iltihap kapmış bir yara, sadece bekleyerek ve şikayet ederek iyileşmiyor.

Dopamini Stabil Tutmak (Ve Oyunları Silmek)

Bana gerçekten neyin iyi gelip gelmediğini kestirmem gerekti. Örneğin; saatlerce oyun oynadıktan sonra inanılmaz bir suçluluk hissedip koca bir günü verimsiz geçirdiğimi fark ettiğim an, o oyunları tamamen sildim.

Oyunda, kontrolü bende olan bir karakteri istediğim gibi yönlendirmek kolaydı. Ama gerçek hayattaki kendimi yönetemiyorsam, oyunda yüz defa kazanmamın ne anlamı vardı? Bu iç disiplini yakaladığımda kendime olan saygım çok daha fazla arttı.

Değişimi Küçük Parçalara Bölmek

İnsanın kendini değiştirmesi bir anda olmuyor. Kendimde beğenmediğim özellikleri bir gecede düzeltmeye çalışıp kendime kızmayı bıraktım. Bahçedeki bitkilerden öğrendiğim en net kural şuydu:

Bir tohumun üzerine bir damacana su dökerek, onun aynı gün çiçek açıp büyümesini bekleyemezsiniz.

Artık hedeflerimi küçük lokmalara ayırıyorum. Sadece belli bir özelliğimi değiştirmeye odaklanıp kendime zaman tanıyorum. Çünkü 1 yıl bile aslında hiç uzun bir süre değil.

Bu yazıyı paylaş
TwitterLinkedInFacebook
A

Ali Onur Özdemir

Yazılım Mühendisi

Gündüzleri yazılım, geceleri karavan inşası. 3D baskı, sunucu yönetimi, tiny house ve kendi zihnine dair notlar.